19 Ağu 2020

Demokratların Adayı Biden, Türkiye ve Lobicilik

Demokratların Adayı Biden, Türkiye ve Lobicilik

Biz Türkler fazlasıyla megaloman bir milletiz. Zannediyoruz ki 170 ülkede ve ABD’de seçim yılında sadece bizi konuşuyorlar. İlgisi yok. Ülke bir haftadır hadsiz Biden’ın 8 ay önceki kabul edilemez açıklamalarını şimdi konuşuyor. Ne oldu da gündem neden aniden değişti?

Biden’ın 8 ay önce NYTimes gazetesine verdiği 2.5 saatlik mülakatın bir bölümünde yaptığı açıklamalara Türkiye’den iktidar ve muhalefet partiler cevap verdi. Hatırlanmalıdır ki Aralık 2019’da çekilen bu mülakat öncesi ABD kamuoyunda Türkiye’nin Başkan Trump’a karşı diplomatik başarısıyla Suriye’nin kuzeyinden çekilen ABD askerleri ve bölgeyi Türkiye’ye bırakması konuşuluyordu. Ülkede ABD’nin “Daeş’e karşı müttefikimiz” diye gördükleri Kürtler bir numaralı gündemdi. Seçim dönemi sadece Türkiye’de mi dış politika iç siyasete alet ediliyor? Şimdi kanka olduğumuz Çorum’lu Boris, Bexit döneminde “Türkler geliyor” korkusu üzerinden popülizm yapmadı mı? Trump sadece kemik seçmeni evanjelistleri tavlamak için “müslüman Türklerden rahip Brunson’u kurtarıp” Beyaz Saray’da kutsama ayini düzenlemedi mi?

 

 

2016’da olduğu gibi Demokratları yine bir kesim FETÖ’cü ilan etti. Biden’ın Pennsylvania doğumlu olmasını bile akşam oturumlarında komplo teorileriyle tartıştılar.  Bilenler bilir, ABD’de çıkar grupları kendilerine yakın politika üreteceklerini düşündükleri partinin adayına daha fazla bağış yaparlar. Çoğu zaman her iki partiye de yaparlar. FETÖ AKP’nin ilk dönemlerinde Washington’da ülkenin lobiciliğini yapan yegane güçtü. Şimdi yine düşman, ama çok zayıfladı. Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki yıllanmış senatörler bunların fazlasıyla toksik olduğunu iyi biliyorlar. Ama seçim zamanı para konuşur. Bir başkanlık kampanyası en az $300-400 milyon dolardır. Fakat bunların bağışladıkları rakamlar bir kaç yüz bin doları geçmez.  Yani bu paralar denizde kum tanesi kadardır.  Bu bağışların içinde FETÖ’cülerin de olması nedeniyle adayda  FETÖ izi görmek biraz paranoya sanırım.

Asıl düşünülmesi gereken Türkiye’nin kamu diplomasisi ve iletişim kapasitesinin Amerika başta olmak üzere yurtdışındaki erişim ve etkisinin ne kadar zayıf olduğu gerçeğidir. Ülke olarak komplo terilerini çok severiz. Tepkilerimiz son dakika, duygusal ve aşırıdır. Oysa uzun dönemli plan ve kampanyalar ile çok paydaşlı ve kazan – kazan üzerinden organize edilmiş stratejik lobi faaliyeti icra edilmelidir. ABD’de son dönemde görev yapan diplomatlardan medya ve STK mensuplarına kadar kaç tanesi ABD’de etkili olabilmiştir? ABD ana medyasına kaç tane mülakat verilmiştir. Temsilciler Meclisi ve Senato’dan kaç tane Senatör’e seçim bölgesinden başlayarak kaç yıldır diyalog kurulmuş ilişkilere yatırım yapılmıştır. ABD’de Türk diasporasının kimler olduğunu biliyor muyuz? Onlar ve Türk dostu sanatçı sporcu bilim adamı kaç tane Amerikalı ile sağlam ilişkiler kurabildik? Twitter’dan trollük yaparak, dil bilmeyen ajans muhabirleri yollayarak, parlamenter heyetler göndererek, gecekondu gibi paraşütle indirdiğimiz Washington yerine Ankara’ya konuşan STK’larımızla bir arpa boyu yol alabildik mi?

Biden seçilirse 6 ila 12 ay boyunca Amerika’da Trump’ın tüm icraatları tersine çevrilecektir.  Amerika’da Türkiye şu anda  kimsenin önceliği değil bir süre umurlarında da olmayacak. Eğer Demokratlar güçlü gelirse ikli ilişkilerdeki sorunlara ilaveten, Türkiye’de özgürlük, demokrasi, insan hakları, yargının bağımsızlığı gibi meseleler de Ankara’ya karşı masaya getirilecektir. Biden seçilirse dış işlerinde Türkiye ve bölgeyi vereceği kişiler Türkiye’yi iyi tanıyan teknokratlar olacaktır.